Preimplantasyon Genetik Test (PGT), yardımcı üreme teknikleri kullanılarak elde edilen embriyoların, rahim içine transfer edilmeden önce genetik hastalıklar veya kromozomal düzensizlikler açısından taranması işlemidir. Geleneksel tüp bebek uygulamalarında embriyolar sadece mikroskobik morfolojilerine (görünüşlerine) göre seçilirken, PGT teknolojisi hücrelerin genetik koduna inerek en sağlıklı embriyonun seçilmesine olanak tanır. Dr. Nazlı Korkmaz, PGT yönteminin sadece tekrarlayan düşüklerin önüne geçmekle kalmadığını, aynı zamanda genetik geçişli ciddi hastalıkların gelecek nesillere aktarılmasını engelleyen devrim niteliğinde bir prosedür olduğunu vurgulamaktadır.
İnsan yaşamı 23’ü anneden, 23’ü babadan gelen toplam 46 kromozomun birleşmesiyle başlar. Ancak döllenme sırasında veya embriyonun ilk bölünme aşamalarında meydana gelen hatalar, "anöploidi" adı verilen kromozom sayısı bozukluklarına yol açabilir. Bu bozukluklar embriyonun rahme tutunmasını engelleyebilir, tutunsa bile gebeliğin düşükle sonuçlanmasına veya Down Sendromu gibi genetik hastalıklara sahip bireylerin doğmasına neden olabilir.
PGT süreci, laboratuvar ortamında geliştirilen embriyonun 5. veya 6. gününde (blastokist aşaması), embriyonun ileride plasentayı oluşturacak olan trofektoderm hücrelerinden birkaç adet biyopsi alınmasıyla gerçekleştirilir. Alınan bu hücreler, embriyonun kendisine zarar vermeden ileri teknoloji dizileme yöntemleri (NGS - Next Generation Sequencing) ile incelenir. Bu sayede sadece kromozomal olarak normal (öploid) olan embriyolar transfer edilerek gebelik şansı maksimize edilir.
Günümüzde Preimplantasyon Genetik Testler, hastanın tıbbi öyküsüne ve ihtiyacına göre üç ana başlık altında sınıflandırılmaktadır:
1. PGT-A (Aneuploidy - Sayısal Tarama): En sık uygulanan PGT türüdür. Embriyodaki 24 kromozomun tamamı sayısal olarak taranır. Özellikle ileri anne yaşı (35 yaş üstü), tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları veya sebebi açıklanamayan düşük öyküsü olan çiftlerde, kromozomal olarak doğru sayıya sahip embriyoyu bulmak için kullanılır.
2. PGT-M (Monogenic - Tek Gen Hastalıkları): Ailede bilinen tek gen hastalıklarının (Talasemi, Kistik Fibrozis, Spinal Müsküler Atrofi - SMA, Orak Hücreli Anemi vb.) embriyoya aktarılmasını önlemek amacıyla yapılır. Bu yöntemde doğrudan hastalığa neden olan gen bölgesi incelenir ve sadece sağlıklı olan veya taşıyıcı olan (hastalık riski taşımayan) embriyolar seçilir.
3. PGT-SR (Structural Rearrangements - Yapısal Düzenlemeler): Anne veya babadan birinin kromozomlarında translokasyon veya inversiyon gibi yapısal bozukluklar taşıması durumunda uygulanır. Bu yapısal dengesizlikler embriyoda eksik veya fazla genetik materyale yol açarak gebelik kayıplarına neden olur. PGT-SR ile bu dengesizliğin olmadığı embriyolar tespit edilir.
PGT süreci, standart bir tüp bebek (IVF) tedavisi ile entegre şekilde yürütülür. İşlem şu aşamalardan oluşur:
Modern üreme tıbbında PGT, her tüp bebek hastası için zorunlu olmamakla birlikte şu durumlarda başarının anahtarıdır:
PGT teknolojisinin en büyük avantajı, gebelik süresini kısaltması ve klinik başarıyı artırmasıdır. Genetik tarama yapılmayan transferlerde, embriyo morfolojik olarak çok iyi görünse bile genetik olarak hatalı olabilir ve bu da başarısızlıkla sonuçlanır. PGT yapıldığında ise;
1. PGT işlemi embriyoya zarar verir mi? Biyopsi işlemi, embriyonun bebeği oluşturacak olan iç hücre kütlesine (inner cell mass) dokunmadan, dış katmandan yapılır. Deneyimli ellerde yapıldığında embriyonun gelişimine veya gebelik potansiyeline zarar verme riski ihmal edilecek kadar düşüktür.
2. PGT ile bebeğin cinsiyeti belirlenebilir mi? Teknik olarak PGT ile embriyonun cinsiyet kromozomları (X ve Y) görülebilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, tıbbi bir zorunluluk (cinsiyete bağlı geçiş yapan genetik hastalıklar) olmadığı sürece cinsiyet seçimi yapmak yasal değildir.
3. PGT sonuçları %100 kesin midir? PGT yöntemleri %98-99 oranında yüksek doğruluk payına sahiptir. Ancak nadiren de olsa "mozaisizm" (embriyonun bazı hücrelerinin normal, bazılarının anormal olması) durumu görülebilir. Bu nedenle PGT sonrası elde edilen gebeliklerde de standart prenatal taramalar önerilir.
4. PGT-A ve PGT-M aynı anda yapılabilir mi? Evet, eğer ailede hem bilinen bir tek gen hastalığı varsa hem de anne yaşı ileri ise, aynı embriyoya hem hastalık taraması (PGT-M) hem de kromozom sayısı taraması (PGT-A) uygulanabilir.
5. PGT maliyetli bir işlem midir? Standart tüp bebek tedavisine ek olarak genetik laboratuvar süreçlerini içerdiği için maliyeti artırır. Ancak başarısız transferlerin ve olası gebelik kayıplarının yaratacağı hem maddi hem de manevi yük düşünüldüğünde, uygun adaylarda oldukça verimli bir yatırımdır.
6. Dondurulmuş embriyolara sonradan PGT yapılabilir mi? Evet, daha önce dondurulmuş embriyolar çözülerek biyopsi yapılabilir ve tekrar dondurulup sonuç beklenebilir. Ancak bu işlem embriyo için ekstra bir stres kaynağı olabileceği için kar-zarar dengesi hekim tarafından iyi değerlendirilmelidir.
Preimplantasyon Genetik Test süreci, sadece mevcut gebeliği hedefleyen bir tedavi değil, sağlıklı nesillerin temellerini atan bilimsel bir güvencedir. Doğru tanı yöntemleri ve titiz laboratuvar çalışmalarıyla, genetik risklerin gölgesinde kalmadan ebeveyn olma şansı her zamankinden daha yüksektir.
Sağlıklı bir gebelik yolculuğuna başlamak ve embriyolarınızın genetik haritasını çıkararak en doğru adımı atmak için Ankara'daki kliniğimizde Dr. Nazlı Korkmaz eşliğinde size özel tedavi protokollerini planlayabilir ve yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.