Genital siğiller, insan papilloma virüsü yani HPV enfeksiyonuna bağlı olarak genital bölgede, anüs çevresinde veya nadiren ağız-boğaz bölgesinde ortaya çıkabilen deri kabarıklıklarıdır. Tıpta kondiloma aküminata olarak da adlandırılır [1][2].
Genital siğiller küçük, ten rengi, pembe, kahverengi veya griye yakın kabarıklıklar şeklinde görülebilir. Bazı kişilerde tek tek ve küçük lezyonlar varken, bazı kişilerde birleşerek karnabahar görünümü alan daha geniş yapılar oluşabilir [1][2][5].
Genital siğillerin büyük bölümü düşük riskli HPV tipleriyle ilişkilidir. CDC ve NCBI kaynaklarına göre anogenital siğillerin çoğundan özellikle HPV tip 6 ve 11 sorumludur [1][5]. Bu tipler genellikle kanser açısından düşük riskli kabul edilir; ancak aynı kişide yüksek riskli HPV tipleri de bulunabileceği için düzenli tarama ve hekim değerlendirmesi önemlidir [3][4].
”
Genital siğillerin nedeni HPV enfeksiyonudur. HPV, cilt ve mukozaları etkileyen çok yaygın bir virüs grubudur. CDC, HPV’nin en sık cinsel temasla bulaştığını ve kişide hiçbir belirti yokken de bulaşabileceğini belirtir [1][6].
Genital siğillere neden olan HPV tipleri çoğunlukla düşük riskli tiplerdir. Özellikle HPV 6 ve 11, genital siğillerin önemli bir kısmından sorumludur [1][5]. Ancak HPV enfeksiyonu yalnızca siğillerle sınırlı değerlendirilmemelidir. Yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı kanseri başta olmak üzere vulva, vajina, anüs, penis ve orofarenks kanserleriyle ilişkilidir [3][4].
Genital siğil varlığında cinsel temas, partnerin de virüsle karşılaşmasına neden olabilir. CDC, genital siğili olan kişilerin siğiller kaybolana kadar cinsel ilişkiden kaçınmasını önerir [6]. Ancak siğiller kaybolduktan sonra bulaştırıcılığın ne kadar sürebileceği kişiden kişiye değişebilir [6].
Genital siğiller HPV ile karşılaştıktan haftalar veya aylar sonra ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde ise virüs uzun süre belirti vermeden kalabilir. Bu nedenle genital siğilin ne zaman ve kimden bulaştığını kesin olarak belirlemek çoğu zaman mümkün değildir [5][6].
Kadınlarda siğiller vulva, vajina girişi, vajina içi, rahim ağzı ve anüs çevresinde görülebilir. Erkeklerde penis, testis torbası, kasık ve anüs çevresi etkilenebilir. Oral temas sonrası ağız ve boğaz bölgesinde de lezyon gelişebilir [1][2][5].
Temel belirtiler şunlardır:
Genital siğiller her zaman ağrı yapmaz. Hatta bazı kişilerde siğiller fark edilmeyecek kadar küçük olabilir [2][5]. Bu nedenle şüpheli kabarıklık, renk değişikliği veya yeni gelişen genital lezyon görüldüğünde jinekoloji, dermatoloji veya üroloji uzmanına başvurmak önemlidir.
Genital siğil tanısı çoğu zaman uzman hekim tarafından yapılan fiziksel muayene ile konur [1][2]. Lezyonların görünümü, yerleşimi, sayısı ve yaygınlığı tedavi planının belirlenmesinde önemlidir.
Bazı durumlarda tanı net değilse veya lezyonun görünümü alışılmış genital siğilden farklıysa biyopsi gerekebilir. CDC, atipik görünümlü, kanayan, sertleşmiş, ülserleşmiş, tedaviye yanıt vermeyen veya tanının şüpheli olduğu lezyonlarda biyopsi yapılabileceğini belirtir [1].
Genital siğil görülen kişilerde yalnızca siğilin tedavisi değil, aynı zamanda rahim ağzı kanseri tarama programına uygunluk da değerlendirilmelidir. Özellikle kadın hastalarda smear ve HPV tarama önerileri yaşa, önceki test sonuçlarına ve risk durumuna göre planlanır [3][4].
Genital siğiller kendiliğinden geçer mi? Bazı siğiller zamanla kendiliğinden küçülebilir veya kaybolabilir. Ancak bazıları büyüyebilir, çoğalabilir, rahatsızlık oluşturabilir ya da bulaşma riskini artırabilir [1][5]. Bu nedenle tedavi kararı kişiye özel verilmelidir.
CDC, anogenital siğil tedavisinde tek bir yöntemin herkes için üstün olmadığını; tedavi seçiminin siğilin boyutu, sayısı, yeri, hasta tercihi, tedavi maliyeti, yan etkiler ve hekimin deneyimine göre yapılması gerektiğini belirtir [1]. Tedavide amaç görünen siğilleri ortadan kaldırmak, şikâyetleri azaltmak ve bulaş riskini düşürmeye yardımcı olmaktır [1][5].
Küçük ve uygun yerleşimli siğillerde hekim tarafından reçete edilen topikal tedaviler kullanılabilir. Bu ilaçlar bazı durumlarda bağışıklık yanıtını destekler, bazı durumlarda ise siğil dokusunu kimyasal olarak etkiler [1][5].
Genital bölge hassas olduğu için siğil ilaçları mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Elde veya ayakta kullanılan siğil ilaçları genital bölgeye uygulanmamalıdır; tahriş, yanık veya yara gelişebilir [2].
Kriyoterapi, siğil dokusunun sıvı nitrojen gibi çok soğuk uygulamalarla dondurulmasıdır. Donan doku zaman içinde kabuklanarak dökülebilir. Bu yöntem klinikte hekim tarafından uygulanır ve bazı hastalarda birden fazla seans gerekebilir [1][2].
Elektrokoterizasyon, elektrik akımı yardımıyla siğil dokusunun yakılması işlemidir. Genellikle lokal anestezi altında uygulanabilir. Daha yaygın veya belirgin siğillerde tercih edilebilir [1][5].
Cerrahi tedavi, büyük, yaygın, saplı, tedaviye dirençli veya hızlı temizlenmesi gereken siğillerde düşünülebilir. Siğiller kesilerek çıkarılabilir veya farklı cerrahi yöntemlerle temizlenebilir [1][5].
Gebelik, bağışıklık sistemi baskılanması, yaygın lezyonlar veya anal/vajinal/servikal yerleşimli siğiller gibi özel durumlarda tedavi planı daha dikkatli yapılmalıdır. Tedavi yöntemi mutlaka hekim değerlendirmesiyle belirlenmelidir [1][5].
Genital siğiller tedavi sonrasında tekrar edebilir. Çünkü tedavi görünen siğilleri ortadan kaldırır; ancak HPV’nin cilt ve mukozadaki varlığı bir süre daha devam edebilir [1][5]. NCBI/StatPearls, genital siğillerde nüksün yaygın olabildiğini ve yönetimde topikal, ablasyon ve cerrahi seçeneklerin kullanılabildiğini belirtir [5].
Tekrarlama riski özellikle ilk aylarda daha belirgin olabilir. Bağışıklık sisteminin durumu, sigara kullanımı, stres, eş zamanlı enfeksiyonlar, tedavi edilen siğilin yaygınlığı ve partnerle yeniden temas gibi faktörler nüks ihtimalini etkileyebilir [1][5].
Bu nedenle tedavi sonrası kontrol önemlidir. Siğiller kaybolsa bile kişinin yeni lezyonları takip etmesi, partnerini bilgilendirmesi, korunma yöntemlerini kullanması ve kadın hastalarda yaşa uygun rahim ağzı kanseri taramalarını aksatmaması gerekir [3][4][6].
Genital siğillerden korunmada en önemli adımlardan biri HPV aşısıdır. ACOG, HPV aşısının cinsel aktivite başlamadan önce yapıldığında en yüksek korumayı sağladığını ve HPV ile ilişkili genital siğil ve kanser riskini belirgin şekilde azaltabildiğini belirtir [3]. CDC de 4vHPV ve 9vHPV aşılarının genital siğillerin çoğundan sorumlu HPV tiplerine karşı koruma sağladığını açıklar [6].
HPV aşısı daha önce HPV veya genital siğil geçirmiş kişilerde mevcut enfeksiyonu tedavi etmez; ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruma sağlayabilir [3][6]. Aşı uygunluğu yaşa, aşı geçmişine ve bireysel risk durumuna göre hekimle birlikte değerlendirilmelidir.
Genital siğillerden korunmak için önerilen başlıca yöntemler şunlardır:
Prezervatif kullanımı HPV bulaşma riskini azaltır; ancak HPV kondomun kaplamadığı cilt alanlarında da bulunabileceği için tam koruma sağlamaz [6]. Bu nedenle korunma, aşı, düzenli tarama ve bilinçli cinsel sağlık yaklaşımı birlikte düşünülmelidir.
Genital siğiller tedavi edilmediğinde bazı kişilerde aynı kalabilir, bazı kişilerde kendiliğinden kaybolabilir, bazı kişilerde ise büyüyebilir veya çoğalabilir [1][5]. Siğillerin artması kaşıntı, tahriş, kanama, cinsel ilişkide rahatsızlık ve psikolojik stres oluşturabilir.
Tedavinin ertelenmesi, partnerle temas halinde bulaşma riskinin devam etmesine de neden olabilir [6]. Bu nedenle görünür siğil varlığında değerlendirme ve tedavi planı geciktirilmemelidir.
Genital siğillerin çoğu düşük riskli HPV tipleriyle ilişkilidir ve doğrudan kanser anlamına gelmez [1][5]. Ancak yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı, vulva, vajina, anüs, penis ve orofarenks kanserleriyle ilişkilidir [3][4]. Bu nedenle genital siğil öyküsü olan kadınlarda smear ve HPV tarama önerilerine uymak önemlidir.
Genital siğil tedavisi mümkün olan ancak düzenli takip gerektirebilen bir süreçtir. Tedavi sonrası doktor kontrollerine devam etmek, yeni lezyonları erken fark etmek, partner bilgilendirmesini yapmak ve düzenli taramaları aksatmamak sağlıklı bir izlem için önemlidir.
Genital siğil, HPV enfeksiyonuna bağlı olarak genital veya anal bölgede gelişen deri kabarıklıklarıdır. Tıpta kondiloma aküminata olarak da adlandırılır [1][2].
Genital siğiller HPV enfeksiyonu nedeniyle oluşur. Siğillerin çoğundan düşük riskli HPV tipleri olan tip 6 ve 11 sorumludur [1][5].
Vajinal, anal veya oral cinsel temasla bulaşabilir. Tam ilişki olmasa bile enfekte bölgeyle yakın cilt teması bulaş için yeterli olabilir [1][6].
Prezervatif riski azaltır; ancak HPV kondomun kaplamadığı cilt alanlarında da bulunabileceği için tam koruma sağlamaz [6].
Bazı siğiller zamanla küçülebilir veya kaybolabilir; ancak bazıları büyüyebilir, yayılabilir veya tekrar edebilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesi önemlidir [1][5].
Topikal ilaçlar, kriyoterapi, elektrokoterizasyon, cerrahi çıkarma ve bazı özel durumlarda farklı ablasyon yöntemleri kullanılabilir. Tedavi yöntemi lezyonun yerine, sayısına ve hastanın durumuna göre seçilir [1][5].
Evet. Tedavi görünen siğilleri temizler; ancak HPV bir süre ciltte kalabileceği için tekrar görülebilir. Nüks özellikle ilk aylarda daha belirgin olabilir [1][5].
Genital siğillerin çoğu düşük riskli HPV tipleriyle ilişkilidir ve doğrudan kanser anlamına gelmez. Ancak yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı ve bazı genital/anal/orofarengeal kanserlerle ilişkilidir [3][4].
Hayır. HPV aşısı mevcut siğili tedavi etmez. Ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı korunmasına yardımcı olabilir [3][6].
Genital siğil varken bulaş riski nedeniyle cinsel temastan kaçınmak önerilir. CDC, siğiller kaybolana kadar cinsel ilişkiden uzak durulmasını belirtir [6].