Genital siğiller, insan papilloma virüsü yani HPV enfeksiyonuna bağlı olarak genital bölgede, anüs çevresinde veya nadiren ağız-boğaz bölgesinde ortaya çıkabilen deri kabarıklıklarıdır. Tıpta kondiloma aküminata olarak da adlandırılır.
Genital siğiller küçük, ten rengi, pembe, kahverengi veya griye yakın kabarıklıklar şeklinde görülebilir. Bazı kişilerde tek tek ve küçük lezyonlar varken, bazı kişilerde birleşerek karnabahar görünümü alan daha geniş yapılar oluşabilir.
”
Genital siğillere neden olan HPV tipleri çoğunlukla düşük riskli tiplerdir. Özellikle HPV 6 ve 11, genital siğillerin önemli bir kısmından sorumludur. Ancak HPV enfeksiyonu yalnızca siğillerle sınırlı değerlendirilmemelidir. Yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı kanseri başta olmak üzere vulva, vajina, anüs, penis ve orofarenks kanserleriyle ilişkilidir.
Rahim ağzı taramalarında Pap smear ve HPV temelli testler, kanser öncesi hücresel değişikliklerin erken dönemde saptanmasına yardımcı olur [1][3].
Genital siğiller HPV ile karşılaştıktan haftalar veya aylar sonra ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde ise virüs uzun süre belirti vermeden kalabilir. Bu nedenle genital siğilin ne zaman ve kimden bulaştığını kesin olarak belirlemek çoğu zaman mümkün değildir.
Tarama sıklığı ve takip planı; yaş, HPV durumu, önceki test sonuçları ve kişisel risk faktörlerine göre belirlenmelidir [2][3].
Kadınlarda siğiller vulva, vajina girişi, vajina içi, rahim ağzı ve anüs çevresinde görülebilir. Erkeklerde penis, testis torbası, kasık ve anüs çevresi etkilenebilir. Oral temas sonrası ağız ve boğaz bölgesinde de lezyon gelişebilir.
Temel belirtiler şunlardır:
Genital siğiller her zaman ağrı yapmaz. Hatta bazı kişilerde siğiller fark edilmeyecek kadar küçük olabilir. Bu nedenle şüpheli kabarıklık, renk değişikliği veya yeni gelişen genital lezyon görüldüğünde jinekoloji, dermatoloji veya üroloji uzmanına başvurmak önemlidir.
Makale Özeti
Genital Siğil Tedavisi konusu, kişinin şikayetleri, muayene bulguları ve ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır. Bu yazıda Genital Siğil Tedavisi hakkında merak edilen temel noktalar, tanı-tedavi süreci ve dikkat edilmesi gerekenler özetlenmektedir.
Bu Yazıda Ne Bulacaksınız?
Genital siğil tanısı çoğu zaman uzman hekim tarafından yapılan fiziksel muayene ile konur. Lezyonların görünümü, yerleşimi, sayısı ve yaygınlığı tedavi planının belirlenmesinde önemlidir.
Anormal test sonucu tek başına kanser anlamına gelmez; sonucun türüne göre tekrar test, kolposkopi veya yakın takip gerekebilir [2].
Genital siğil görülen kişilerde yalnızca siğilin tedavisi değil, aynı zamanda rahim ağzı kanseri tarama programına uygunluk da değerlendirilmelidir. Özellikle kadın hastalarda smear ve HPV tarama önerileri yaşa, önceki test sonuçlarına ve risk durumuna göre planlanır.
Genital siğiller kendiliğinden geçer mi? Bazı siğiller zamanla kendiliğinden küçülebilir veya kaybolabilir. Ancak bazıları büyüyebilir, çoğalabilir, rahatsızlık oluşturabilir ya da bulaşma riskini artırabilir. Bu nedenle tedavi kararı kişiye özel verilmelidir.
HPV ile ilişkili durumlarda aşılama, tarama ve muayene takibi birbirini tamamlayan koruyucu sağlık adımları olarak ele alınır [1][3].
Küçük ve uygun yerleşimli siğillerde hekim tarafından reçete edilen topikal tedaviler kullanılabilir. Bu ilaçlar bazı durumlarda bağışıklık yanıtını destekler, bazı durumlarda ise siğil dokusunu kimyasal olarak etkiler.
Genital bölge hassas olduğu için siğil ilaçları mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Elde veya ayakta kullanılan siğil ilaçları genital bölgeye uygulanmamalıdır; tahriş, yanık veya yara gelişebilir.
Kriyoterapi, siğil dokusunun sıvı nitrojen gibi çok soğuk uygulamalarla dondurulmasıdır. Donan doku zaman içinde kabuklanarak dökülebilir. Bu yöntem klinikte hekim tarafından uygulanır ve bazı hastalarda birden fazla seans gerekebilir.
Elektrokoterizasyon, elektrik akımı yardımıyla siğil dokusunun yakılması işlemidir. Genellikle lokal anestezi altında uygulanabilir. Daha yaygın veya belirgin siğillerde tercih edilebilir.
Cerrahi tedavi, büyük, yaygın, saplı, tedaviye dirençli veya hızlı temizlenmesi gereken siğillerde düşünülebilir. Siğiller kesilerek çıkarılabilir veya farklı cerrahi yöntemlerle temizlenebilir.
Gebelik, bağışıklık sistemi baskılanması, yaygın lezyonlar veya anal/vajinal/servikal yerleşimli siğiller gibi özel durumlarda tedavi planı daha dikkatli yapılmalıdır. Tedavi yöntemi mutlaka hekim değerlendirmesiyle belirlenmelidir.
Tekrarlama riski özellikle ilk aylarda daha belirgin olabilir. Bağışıklık sisteminin durumu, sigara kullanımı, stres, eş zamanlı enfeksiyonlar, tedavi edilen siğilin yaygınlığı ve partnerle yeniden temas gibi faktörler nüks ihtimalini etkileyebilir.
Bu nedenle tedavi sonrası kontrol önemlidir. Siğiller kaybolsa bile kişinin yeni lezyonları takip etmesi, partnerini bilgilendirmesi, korunma yöntemlerini kullanması ve kadın hastalarda yaşa uygun rahim ağzı kanseri taramalarını aksatmaması gerekir.
HPV aşısı daha önce HPV veya genital siğil geçirmiş kişilerde mevcut enfeksiyonu tedavi etmez; ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı koruma sağlayabilir. Aşı uygunluğu yaşa, aşı geçmişine ve bireysel risk durumuna göre hekimle birlikte değerlendirilmelidir.
Genital siğillerden korunmak için önerilen başlıca yöntemler şunlardır:
Prezervatif kullanımı HPV bulaşma riskini azaltır; ancak HPV kondomun kaplamadığı cilt alanlarında da bulunabileceği için tam koruma sağlamaz. Bu nedenle korunma, aşı, düzenli tarama ve bilinçli cinsel sağlık yaklaşımı birlikte düşünülmelidir.
Genital siğiller tedavi edilmediğinde bazı kişilerde aynı kalabilir, bazı kişilerde kendiliğinden kaybolabilir, bazı kişilerde ise büyüyebilir veya çoğalabilir. Siğillerin artması kaşıntı, tahriş, kanama, cinsel ilişkide rahatsızlık ve psikolojik stres oluşturabilir.
Tedavinin ertelenmesi, partnerle temas halinde bulaşma riskinin devam etmesine de neden olabilir. Bu nedenle görünür siğil varlığında değerlendirme ve tedavi planı geciktirilmemelidir.
Genital siğillerin çoğu düşük riskli HPV tipleriyle ilişkilidir ve doğrudan kanser anlamına gelmez. Ancak yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı, vulva, vajina, anüs, penis ve orofarenks kanserleriyle ilişkilidir. Bu nedenle genital siğil öyküsü olan kadınlarda smear ve HPV tarama önerilerine uymak önemlidir.
Genital siğil tedavisi mümkün olan ancak düzenli takip gerektirebilen bir süreçtir. Tedavi sonrası doktor kontrollerine devam etmek, yeni lezyonları erken fark etmek, partner bilgilendirmesini yapmak ve düzenli taramaları aksatmamak sağlıklı bir izlem için önemlidir.
Genital siğil, HPV enfeksiyonuna bağlı olarak genital veya anal bölgede gelişen deri kabarıklıklarıdır. Tıpta kondiloma aküminata olarak da adlandırılır.
Genital siğiller HPV enfeksiyonu nedeniyle oluşur. Siğillerin çoğundan düşük riskli HPV tipleri olan tip 6 ve 11 sorumludur.
Vajinal, anal veya oral cinsel temasla bulaşabilir. Tam ilişki olmasa bile enfekte bölgeyle yakın cilt teması bulaş için yeterli olabilir.
Prezervatif riski azaltır; ancak HPV kondomun kaplamadığı cilt alanlarında da bulunabileceği için tam koruma sağlamaz.
Bazı siğiller zamanla küçülebilir veya kaybolabilir; ancak bazıları büyüyebilir, yayılabilir veya tekrar edebilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesi önemlidir.
Topikal ilaçlar, kriyoterapi, elektrokoterizasyon, cerrahi çıkarma ve bazı özel durumlarda farklı ablasyon yöntemleri kullanılabilir. Tedavi yöntemi lezyonun yerine, sayısına ve hastanın durumuna göre seçilir.
Evet. Tedavi görünen siğilleri temizler; ancak HPV bir süre ciltte kalabileceği için tekrar görülebilir. Nüks özellikle ilk aylarda daha belirgin olabilir.
Genital siğillerin çoğu düşük riskli HPV tipleriyle ilişkilidir ve doğrudan kanser anlamına gelmez. Ancak yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı ve bazı genital/anal/orofarengeal kanserlerle ilişkilidir.
Hayır. HPV aşısı mevcut siğili tedavi etmez. Ancak kişinin henüz karşılaşmadığı HPV tiplerine karşı korunmasına yardımcı olabilir.